Ağustos, 2007 Arşivi

Birde sosyalitler varmış…!

- Radyolu hamal,Kürt böreği,gergin günler….

sokaklarda Ağustos 30th, 2007

- Radyolu hamal,Kürt böreği,gergin günler….

-bu gün de gerginsin be hocam …
- nasıl gergin olunmasın ki ,kendi durumlarımız malum zaten aybeden takılıyoruz,birde bu memleket gerginlği insanı gerçekten şişiriyor, bügün bayram aslında ama  bu bayram başkalarının  bayramıyla kesişince esas bayramın tadı da kaçtı ,
devamı>>>>>>http://sokaklarda.blogcu.com/
sokaklarda  Özkan

” Çomar”yorumlarımdan alıntı….

sokaklarda Ağustos 24th, 2007

” Çomar”yorumlarımdan alıntı…. Sokö (Sokak Köpeği) fotoğraflarına bakın. � Sokö (Sokak Köpeği) Fotoğrafları (12) Çomar Yazan: isimsiz Türk sokak köpeği ırkına “Çomar” deniliyor. Bu cinste her renk ve boydan köpek bulunur. İnsan cinsine en yakın yaşayan hayvan köpektir. İnsanlarla iç içe yaşayan köpekler benzer davranışlar göstermeye başlar. Bu yüzden bir toplumu köpekleriyle de tanıyabilirsiniz. Gelişmişliğin, medeniyetin ölçülerinden biri de köpeklerdir. Meselâ Batı ülkelerinde bizdeki gibi sokakta başıboş gezen köpekler yoktur. Her köpeğin mutlaka bir sahibi, yeri yurdu bulunur. Köpeklerimizin tarihi yüksek sınıfların tarihi ile paraleldir. Bizde aristokrasi çok geç tarihlerde ve çelimsiz bir bünye ile tarih sahnesine çıkmıştır. Tanzimat’ın hemen arefesinde müsaderenin ortadan kaldırılması merkezde ve taşrada, dar kapsamlı bir “irsî asalet”in dolayısıyla bir asilzade sınıfının doğmasına imkan sağlamıştır. Bu sınıf köksüzlüğü nispetinde kendisine özgü bir kültür ve yaşam çevresi ortaya çıkartamamıştır. 19 asır boyunca bu zadegân sınıfı cahil, özenti ve sonradan görme “paşazadeler” veya “damat paşalar” olarak takip ederiz. Geç ve güç ortaya çıkan burjuvazi ise bu sonradan görme asilzadelere eklemlenerek köksüz seçkinlerin dünyasını daha da biçimsiz hale getirmiştir. Batı’da aristokrasi kültürü, günümüz burjuvazisinin dünyasını da şekillendiren ana damarlardan biridir. Spor dalları bile aristokrasi tarafından seçkinlere ve halka göre farklı farklı icat edilmiştir. Amerikan futbolu, aristokrasinin kendi çocuklarını daha dişli ve mücadeleci yetiştirmek için; bildiğimiz futbol ise halkı biraz kibarlaştırmak amacıyla tasarlanmıştır. Saf kan köpek cinslerini de uzun gelenekleri boyunca ırklarını ıslah ederek geliştiren aristokrasidir. Bizde tek saf kan köpek cinsi olan Kangal’ın ırk özelliklerinin, göçebe toplumun ihtiyaçlarına göre halk eliyle korunduğunu kaydedelim. Çomar, yani sokak köpeği cins köpeklere göre daha zor hayat şartları içinde yaşar. Yaşaması ve hayatını sürdürebilmesi zekâsına ve bünyesinin dayanıklılığına bağlıdır. Bu yüzden cins köpeklere göre daha yetenekli ve daha mücadeleci olurlar. Bizim sonradan görme seçkinlerimiz kapılarına bekçi köpeği olarak bu yetenekleri yüzünden Çomarları dikmişlerdir. Geniş arazisi olan yazlıkların, büyük çiftliklerin ve malikanelerin korunması görevi Çomar’a verilmiştir. Çomar hem sokağı hem de sadakat göstereceği velinimetini tanıdığı için bu görevi hakkıyla yerine getirmiştir. Şehir hayatı geliştikçe Çomarların hayatı da sınırlanmaya başlamıştır. Mark Twain 1865′te gördüğü İstanbul sokak köpekleri için “Hayatımda hiç bu kadar mahzun bakışlı ve kalbi kırık sokak köpekleri görmedim” der. Birkaç kere sokak köpekleri toplanmış ve Hayırsız Ada’ya sürgüne gönderilmiştir. Mekanları daraltan şehir hayatı, sokak köpeklerinin hayatını da sınırlamıştır. Artık korunacak büyük araziler, malikaneler yoktur. Burjuvazimiz Çomar yerine Avrupa’dan getirttiği ve Türkiye’de de ürettiği saf cinsleri tercih etmektedir. Apartman hayatına uygun köpek finodur. Güvensiz ve köksüz sonradan görme burjuvazimiz ise dişli ve ürkütücü köpek olarak Pitbull’ları, çirkin suratlı Bulldog’ları tercih ediyor. Sokak köpeklerinin devri sona eriyor. Çomarlar, hayvan haklarına uygun olarak kısırlaştırılıp, aşılanıp, küpelenerek zaman içinde yok olmaya terk ediliyorlar. Hazin ama kaçınılmaz bir son. Çomarların devri artık kapandı. Her şeyden önce onları koruyup kollayacak sahipleri kalmadı çünkü. Avrupalı cinsler modern hayata özgü uyumu göstererek velinimetlerini daha çok mutlu ve tatmin ediyorlar. Çünkü ne yeni sahipler ne de toplum hırlaşarak karşı karşıya gelmek istemiyor. Ülke istikrar içinde yoluna devam ederken, paçasına yapışacak birini arayan Çomarlar pek fazla güven telkin etmiyorlar. Sokakta edindikleri ve sokağa özgü olan yetenekleri artık geçer akçe sayılmıyor. Yine de bize düşen nesli tükenenleri koruma altına almak olmalı. sokaklarda….Özkan

—abi bence bunlar böyle sevimli gösteriliyor be ..

sokaklarda Ağustos 23rd, 2007

—abi bence bunlar böyle sevimli gösteriliyor be ..

—abi bence bunlar böyle sevimli gösteriliyor be ..
—bu işler böyle be kardeş ,bunlar akıllı olsa ,bırakır millet kafasını yapsın ,dalgasını geçsin ,nasıl olsa alışırlar ,yani dedikleri gibi yola devam hesabı ,ama bunlar bozuluyor ,çekin gidin falan ayakları ,diyorum kardeş burjuva devrimi yapmak bunlara kaldıysa yanmışız..
—abi bunlar burjuva devrimi falan ayağına molla devrimini dayarlar be ..
—dayarlar ,dayarlar da  bunlar işi o kadar sulandırdılar ki ,nasıl toparlayıp ciddi ciddi  o işi yapamazlar ,o işi de başka liderler başka kadrolar yapacak ,bunlar o adamlara kolay kolay  bu börek tepsisini vermezler
—bilemem abi o zamana kadar börek mi kalır tepsi mi kalır …?
–kalır kalır bu milletin  böreği de bitmez  tepsisi de  her zaman kalaylıdr…
–kalay mı kaldı  ,tepsiler artık teflonlu fransız teflonu ,
—bence  fransız teflonu İran ‘da kullanıldı ,bizde amarikan teflonu kullanılacak ….
Sokaklarda   Özkan

- Bizi sokak paklar…

sokaklarda Ağustos 22nd, 2007

- Bizi sokak paklar…

—nazan öncel’in bizi yatak paklar ,şarkısı gibi oldu be hocam ,

— e doğrudur  kardeş bizi ya yatak paklar yada sokak paklar , yatak da sokak da gerçektir iki yerde de sen gerçekten sensin ,ne kadar rol yaparsan yap, bu o an olmazsa da kısa zamanda anlaşılır , yani başkasının şeyi ile o şeyi yapamazsın ,yada başkası olupta sokaklarda olamazsın ,sokaklarda sen sensin ,ne isen Osun , çık sokağa dal sokaklara çık caddelere ,sıcaksa sıcak, güneşse güneş, rüzgar elbet eser , gölge muhakak vardır ,

—hocam yaşam alanları çok daraldı be , hani yok diyorsun ya yoku olan adam nasıl ? nerelere  kadar gider ? yoku olan adam zincirin ilk bağlandığı halkadan ne kadar uzağa gider? ,yoku olan adam çöker kalır hocam , zaten kısa bir zinciri var onu da kasmak , germek istemez , az hocam az ,dar hocam dar yerimiz dar , varımız az ..

—sen de benimle takılmaktan bunalıma kestin be ,kardeş ..

—yok be abi senin bi suçun yok ,sen olanı kazdın çıkardın ,eskidende dar dı ,eskiden de az dı ama şimdi hiç yoksa güneşi görüyoruz ,kafamızı kapıların arkasından çıkardık ,kabuğumuzu araladık be abi…

—benimle bir alakası yok be kardeş ,aynen bende bazen kabuğu aralıyorum ,bazen de kabuğuma kabuk ekliyorum ,bu blog yazma işi olmasaydı valla beni kabuklarımın içinde bi allahın kulu bulamazdı ,bendeki kara kaplı defterler o kadar çok ki bilemezsin ,o defterleri hergün yakasın gelir ama yakamazsın ,o yazdıkların sana batar ,at beni kadeşim ,ister çöpe at ister yola at ,ama at der kardeşim o yazılanlar kapalı çekmecelerde dururya o yazılar orada çıldrır,ordan bağırırlar isyan ederler ben en sonunda onları sayfa sayfa otobüs durakların bırakmaya karar vermiştim ,hani evlatlarına bakamayıpta cami avlusuna bırakılan bebekler gibi ,ama yine de yazmayı bırakamıyordum ,o zamanlar daha özel günlük gibi yazılar oluyordu ama bu blog olayı çıktı ,yazılarım zaten benden çıktı ,yazdığım anda onlar artık özgür ,onlar artık benim değil kim okursa onun,kim çalarsa çalsın ,ben onları yazmışım ya ,bloglamışım ya bana yeter, yani artık yazılarda bende ait olduğum sokaklara daha çok çıkar oldum ,sende benimle daha fazla konuşur oldun , konuştuklarında yalnız bana değil herkse gider oldu ..iyi oldu..

—be bir de şeyi merek ediyorum ,sen de eskilerdensin ,yani eski kulağı kesiklerden,yatmış çıkmışlardınsın ,bu arkadaşlar şimdi nerde ,hepsi senin gibi kabukmu kalınlaştırdılar,   o öncüler ,o halk savaşçıları ,o anlı şanlı örgütler ne oldu da böyle sesleri ,solukaları çıkmaz oldu ,mum gibi söndüler mi ?

—ben o soruyu her gün soruyorum ,yıllar geçti ,güzel yıllar geçti , zor yıllar geçti ve şimdi uzun yıllar oldu ,kopuldu, savrulanlar oldu ,bizde savrulduk ,ve hep birilerinden bir şeyler bekledik ,bilemedik ki o birileri zaten yoktular , o birilerini bekleyeneler çok bekledi ,beklemez oldu , o birileri zaten yoktular…

—yani daha da , felsefi, edebi, edepli ,cevaplar var sende ,sen hiç bir zaman geçmişe suçlayıcı bakmadın,sen her zaman  o delikanlıların hatırına ,düşmanın ekmeğine bir damla bile yağ sürmedin..

—sürmem abi ,sürmem ,Onların delikanlılığı tüm hainlikleri siler ,Onlar her zaman bu dünya da umut olarak kalacak …

—neyse abi  tekrar aynı cevabı almakla mutlu oldum!

Sokaklarda   Özkan

- “beyin bombası”

sokaklarda Ağustos 20th, 2007

- “beyin bombası”

—beynin mi yoksa yüreğin mi daha kuvvetli bomba olur ,yada hangisinden bomba olur?

—bu bomba herhalde felsefi anlamda değil mi?

—herhalde be kardeşim yoksa biz”bombayı futbol topu”zanedip maç yapmaya kalkarız..,yani anlatmaya çalıştığım ; bomba benzetmesi etkisi anlamında ,yürek patlamsı yapıp da sonra “fıss” etmek durumundan bahsediyorum , ama beyin patlaması yani düşüncenin en kışkırtıcı ve bir o kadar da uzun süreli etkisinden , artık bu dünya da yürek patlamalarının bir boka yaramadığı ,etkisinin çok güçlü ama kısa sürdüğü bir gerçek ve bu patlamalar artık fazla dikkate bile alınmıyor ,teknik tedbirler vs ile hallediyorlar ,üstelik böyle patlamalar gerçek patlamaları da yanında getiriyor ,işte o zaman iş tamamen savaş tüccarlarına ve onların sistemine “gress yağı” oluyor  ,ama beyinsel -ideolojik “patlamalar” ki şu sıralar “ideoljiler cepten yiyor” ,yeni ve günümüzü sarsıcı bir şekilde ,bu sistemi ters köşeye yatıracak “beyin -ideoloji patlama”larına gerek var ve bu eskisi kadar da kolay değil ,ve bu aslında ideoloji diye de adlandırılmayabilir ,bence bu “alternatif  kişisel” ,bir o kadar da “sorgulayıcı- toplumsal” bir kafa yapısını oluşturacak ” beyin bomabaları” olmalı ,

—şimdi bu konular ilginç ,ama böyle bilgi birikimi yada durumu olan insanlar var mı ? yada muhakkak var da biz neden duymuyoruz ,yaygın değil  ?

—işte bu yüzden  beyin”bombası” olmalı diyorum , yani” bomba “gibi fikirler olamalı  ki sen ,ben ,o  duyalım ,”bomba” gibi olmalı ki yanlış,aptal fikirleri parçalasın yok etsin ki insanlar yeni olana baksın ,yoksa” beyin” çok, “birikim”li insan çok ,fakat bunların içinde “bomba beyinler ” yok ,tabuları ,duvarları yıkacak “beyinler” ,yine de vardır ama” bomba” haline getirecek ,ve o “bomabayı”  ”beyin bombası”nı patlatacak” yürek” yok …

—yani hocam tek başına yine de” beyin” yetmiyor ,”yürek “gerek…

— tabi” yürek “gerek yürek olmadan ,aşk olmadan ,cesaret olmadan  tabi ki olmaz, ama yine de yüreği beyinin önüne koymak bizlerin genlerinde var , sıkışınca , hemen sabırsızca ,tembelce ,”biz burada yüreğimizi koyduk” teranelerine sığınırız, adam yıllarını vermiş bilim yapmış ,o adam pısırık ,silik işe yaramaz bir tip olarak gözükür ,kahveye gelse alay edilir “çek profa benden bir çaay” denir , ama iki hareket yapmış “lümpen” dahadelikanlı -” değerli” görülür ,

—ama ”chatt” yapıp manita yapmayı bilirler , o “chatt”i hangi bilim adamaları yıllarca araştırıp onlara vermiş bilmezler…

—işte o zaman da o “proff” dedikleri kendi dünyalarında ,sen de kendi kahvende takılır kalırsın ,”kocakafalar” başa geldimi “aa  ne oldu ? o kadar da mitingler “yapmıştık olur..

—ne olursa olsun ,”beyinler yürekli ,yürekler de beyinli olsun ” işte o zaman bu işler “kocakafalılara” basit gelmez …..

(bu mevzu aslında derin ama “popüler”blog  yazmak ! “blogger”!!! olmak !..derin mevzularla yan yana gelemiyor..)

Sokaklarda    Özkan

Möööghhh, Abdullah bey bizi de inandırııınn…

sokaklarda Ağustos 17th, 2007

Möööghhh, Abdullah bey bizi de inandırııınn…

—Möööghhh, Abdullah bey bizi de inandırııınn…

çiftliklerde…  Özkan

dışarıya bak ,boşluk var değil mi ?…boş…

sokaklarda Ağustos 15th, 2007

 dışarıya bak ,boşluk var değil mi ?…boş…

—-sen yine neler saçmalıyorsun kardeş ?

—-ne saçmalaması ,olay aslında boşluk ,hayat boşluk ve boş ,ama biz salaklar onu dolu zanediyoruz ,Allahtan bir kaç dolu anlar var ya  işte onlar bizi aldatan ,işte o anlar, bizi boşa dolu dedirten o anlar… ben muhasebeyi sevmem, hesabı sevmem ama işte şimdi basit bir hesap yaptım , boş be kardeşim  boş, dolu olan sadece yazdığın bu kağıdın üzerindeki koyu renkli yazılar ,işte o koyu çizgiler, sadece ve sadece dolu olan  o koyu  çizikler, harfler ,kelimeler,cümleler, yazılar …

—-bizimkiler değil herhalde …?

—-herhalde değil ,bizimkisi sadece ve sadece boş olanı boş ile doldurma  saçmalığı…

—-sen boşluğa düşmüşsün abi…!

—-ha … evet.

Sokaklarda    Özkan

“sen nekadar da yalakaymışsın be …”

sokaklarda Ağustos 14th, 2007

“sen nekadar da yalakaymışsın be …”

—- sabah oturmuş arkadaşı bekliyorum ,beraber inşaata gideceğiz saat 7 falan ,koymuşum çayı  bakıyorum televizyona , araba sesi duyuldu çıktım dışarı , bizim sokakta yer yok setin altına çek de bir çay içer gideriz dedim  ,arkadaş indi aşağıya  arabayı park edecek ,dar bir yer bir kaç manevra yapması lazım ,aman Allahım oda ne ,bizim “ihtiyar cadı “uyandı ,2. katta oturuyor acayip huysuz , camdan bakıyor o saate bir başladı bağırmaya ,”oraya çekme kamyon gelecek, bu ne gürültüü” falan diye ,bir baktı benim arkadaş, beni gördü sustu ,girdi içeri…

—neden sustu ?

—neden olacak ,beni tanıyor ,arabanın bana geldiğini anladı ve aynı ayakları zamanında bana da yapmıştı ,o deli ben ondan deli ,o zamandan sonra beni görünce içeri giriyor..” deli deliyi görünce kaçarmış”, sana o cadının bir hikayesini anlatayım ,bana da pazarcılar anlatmıştı , bunun hemen evinin altına Cumartesi pazarı kurulur , pazarcılar sabahın erkeninde gelir ve başlarlar curcunaya ,ama bir tek onun altındaki pazarcılar acayip sessiz çalışırlar ,çünkü “cadı” onlara hayatı zehir eder, ee neyse  bir gün pazarcı Hüseyin bizim ihtiyarı görür ve  ” teyze koluna gireyim beraber merdivenleri çıkalım ” der ve kapısına kadar çıkarır ,kapı önünde soluklanırlar ve bizim Hüseyin aşağıya inerken ,teyze “dur bi dakka” der , o da vay be teşekür edecek herhalde diye düşünür … “dur bi dakka ,sen nekadar da yalakaymışsın be “der ,bizim hüseyin şok olur ! ulan der.” senin.  taa……..” diye sayar..

—yani diyorsun her yaşlı” pamuk nine “değil….

—herhalde kardeşim genç iken hain, olanlar ,yaşlanınca pamuk mu oluyor ..!.

Sokaklarda…Özkan

berber,düğün salonu hattı…

sokaklarda Ağustos 13th, 2007

berber,düğün salonu hattı…

—dün acayip sosyal bir gündü ,

—hayrola hocam sen zaten sosyal değil sosyopat durumlarındasın ,

—anlatıyorum… dün hem mahalede hem de Beşiktaşta düğün -nikah durumları vardı ,ikisi de aynı saatlarde ne yapacağım şaşırdım ,

ne zamandır berbere gitmemiştim ,öğlene doğru bizim mahaledeki berbere gideyim dedim ,saç durumu uzamış ,uzayınca acayipleşmiş ,her zaman sanayideki berbere giderdim ,pazar günü diye evin ordaki berbere gittim ,bekliyorum çay - muhabet derken motorsikletten bir genç indi ,içeri girdi ,kaskını çıkardı boş olan koltuğa geldi bana doğru saçmı abi dedi hayda dedim bu genç de buradamı çalışıyormuş ,benim berber meşgul genç bir arkadaşa acayip saç imajı yapmakla ile meşgul ,adam sanki heykeltraş ,genç çocukta sanki zengin kıl bir müşteri, berber kendini yırtıyor şekil vermek için ,o imaj yaptıran genci varya al “Beymen”in foto modeli yap bütün millet  yer , o derece karizma  ama kesinlikle konuşmayacak ,konuşursa olay hemen patlar, olay Bağcılar karizmasına geri döner . O arada fark ediyorum bizim berber sakat , yani bir ayağı kısa, anla ne kadar dalgınım ve millete hiç ayrıntılı bakmam,ve o berberle ne kadar da çok futbol muhabeti yapmıştım ,neyse , o ara bizim mahelenin otistik delisi Can annesi ile gelmiş traş olmuş ,annesi harbi cennetlik kadın ,bizim Can 20 yaşlarınada falan 2. katta annesi ile oturuyor sürekli son volümde Orhan gencabay dinler ,acayip sigara içer ,kafası bozuksa ki hep bozuktur ! park eden arabalara sigara izmariti atar , annesi bizim berberi çağırdı tansiyonunu ölçüyor ,aynen doktor gibi ” şuna dikkat et, bunu azalt” falan diyor , bir ton da dua ve teşekürle karışık beberden ayrıldı ,deli Can caddeye fırladı ,berberin hem oğlu hem çırağı da korkarak kaçtı …

— ooo hocam sen berberde bayağı takılmışsın

—yok be kardeş ,aslında buradan çok muhabet çıkar ama ben bu aralar bayağı huysuz ve sıkıcıyım ,o genç yaptı bizim asker traşını fırladım çıktım dışarı, gittim yattım ,akşam üstü atladım ,Beşiktaş’taki nikaha gittim ,düğün salonu yavaş yavaş doluyor ,kadınlar süslenmişler ,giyinmişler ,almışlar kazma kocalarını zorla getirmişler sanki, yani bu kadın milleti olmasa biz yanmışız ,”harbi adamı adam yapan kadınlar” …

—vay be neler diyorsun .!..

—ne yani yalan mı ? şimdi böyle dedik diye kılıbık falan mı olduk ,harbiden kadınlar doğuştan kadın ,biz daha da çocuğuz..

neyse orada fazla kalmadım ,atladım Fındızade Taç düğün salonuna daldık içeri ,içerisi aynen Filiz Akın fillmleri atmosferinde , orkestra var şahene canlı müzik , yanlış anlama bir kişi org da hem çalıyor hem söylüyor ,bir kişi de bateri de felaket hızlı ,şahane çalıyorlar ,pasta ,meyva suyu muhabeti ,vee slow ,romantik müzik çalıyor ,piste aynen millet uçmuş ,uçanların içinde en güzeli de türbanlı bir kız ile erkek arkadaşı , salon zaten %47 lik salon ama oynayanlar ,dans edenler tam bir mozaik

—öyle abi ,düğünler ,cenazaler gerçek fotograflar…

—hocam bu arada müzik duruyor mola veriliyor bir bakıyorum o hızlı baterist de topal …

—-hocam sen rüyanımı anlatıyorsun ?

—yok be kardeşim ,sana demedim mi acayip bir pazar yaşadım diye ,birde acayip kısaltarak anlatıyorum,aynan zip dosyası gibi…!

—bırak hocam bunları sen kirayı verbildinmi?

—yok be kardeşim ,dün yine sıfırlandım ,bu ay tam bir fiyasko ,hem bu sıcaklarda buralarda kaldık hem de çırak çıktık …yağmur duası gibi iş-para duasına da çıksalar iyi olacak…

sokaklarda Özkan

İleri »